
90. yılını kutlamaya hazırlanan Porsche, Taycan ile elektrikli araç dünyasına ilk adımını atıyor. 2015’te geliştirilmeye başlanan Taycan, Porsche’yi günümüz teknolojisine taşırken geleneklerine ne kadar sahip çıkabilmiş? Bu yazıda bu konuyu inceleyeceğiz.

Adını Türkçe “tay” ve “kan” kelimelerinnin birleşiminden alan Taycan, Türkiye’de üç farklı model ile satışa sunuluyor: 4S, Turbo ve Turbo S. İsimlerine aldanmayın, hepsi dört çeker ve hiçbirinin turbosu yok. Elektrikli motorlara hava girişi olmadığı için turbolu olması da teknik olarak imkansız. Ancak Porsche, on yıllardır ürettiği her aracın en hızlı modelini Turbo ile adlandırdığı için bu geleneğinden vazgeçmemiş.

Baz model olan 4S, 523 beygir gücü üretiyor ve 0’dan 100 km/s’ye 4 saniyede çıkıyor. En hızlı versiyon Turbo S’in ise 751 beygir gücü ile 2.8 saniyelik bir 0-100 performansı var. İki değer de dört kapılı bir araç için son derece etkileyici.

Gözden kaçmayacak kadar etkileyici olan bir diğer husus ise Taycan’ın dizaynı. Panamera ile neredeyse aynı ebatlarda olan Taycan, tasarım dilini neyse ki 911’den almış. İlk çıkan Panamera’nın Renault Megane 3’e ne kadar benzediğini göz önüne alırsak iyi ki de öyle yapmış.

Bagaj hacmi aşağı yukarı VW Golf’ünki kadar, 366 litre büyüklüğünde. Tabii elektrikli araçların motor blokları çok yer kaplamadığından, Taycan’ın ön kısmında da 81 litrelik ikinci bir bagaj mevcut.

Elektrikli araçların bir başka olmazsa olmazı bataryalar yüzünden 2.3 tonluk ağırlığıyla dikkat çeken Taycan, ortalama 315 kilometrelik bir menzil sunuyor. Hızlı şarj istasyonunda %5’ten %80’e 22 buçuk dakikada şarj olabiliyorken, klasik ev elektriği ile ancak 11 saatte bataryalar tamamen doldurulabiliyor.

Fren yaparken ortaya çıkan enerjinin de %90’ı LG üretimi olan bataryalara geri dönüyor. Porsche yetkililerine göre gelişecek batarya teknolojisi sayesinde önümüzdeki 5-7 yıl içerisinde aynı menzil ve güce sahip bir Taycan, 400 kilo daha hafif olarak üretilebilir.

Araç her ne kadar 2.3 ton olsa da bataryaların tabana yerleştirilmesi, ağırlık merkezini aşağıda tutmuş. Bu da virajlarda savrulmayı engelleyen en önemli faktörlerden biri. Yol tutuşu klasik Porsche standartlarında.

Ayrıca klasik elektrikli araçlarda görmeye alışık olmadığımız üzere Taycan’ın iki vitesli şanzımanı var. Birinci vites kalkışlarda yüksek tork üreterek aracın ağırlığını sürücüye hissettirmiyor. Ortalama 70 km/s hıza ulaşınca da ikinci vites devreye giriyor ve daha akıcı bir sürüş sağlıyor. Menzil, Normal, Spor ve Spor+ olmak üzere dört farklı sürüş modu var.

Sürücünün oturuş pozisyonu neredeyse 911’deki kadar iyi. İç mekan tasarımı ise Porsche’nin geleneksel anlayışından farklı olarak daha modern ve ferah. İkisi ortada, biri torpido gözünün üstünde olmak üzere; kadranı da sayarsak ön konsolda dört koca ekran bulunuyor. Eski tip fiziksel butonlar sadece direksiyon ve kapıların üzerinde var. Tesla’nın başlattığı akım sayesinde elektrikli araçların geldiği nokta ile uyumlu tercihler olmuş.

Taycan her ne kadar dört kapılı bir otomobil olsa da arka koltuklar daha çok çocukların veya kısa boylu insanların rahat edebileceği şekilde dizayn edilmiş. O kadar ki, arkaya oturan insanlar ayaklarını uzatabilsinler diye tabandaki bataryaların arasına ayaklık için özel boşluklar bırakılmış. Panoramik cam tavan tercih edilirse de arka koltuklardaki baş mesafesi az da olsa yükselmiş oluyor.

Sonuç olarak karşımızda %100 elektrikli ve %100 Porsche olan bir araç var. Sürüş zevki ve viraj performansı açısından 911’i neredeyse aratmayan Taycan, düzlüklerde ise en büyük rakibi Tesla Model S P100D kadar hızlı değil. Üstelik Model S, Taycan’dan daha ucuz.

Ancak yine de klasik Porsche deneyimini, çevre dostu yeni bir solukla yaşamak isteyeceklerin bayılacağı bir otomobil olmuş.
