Moto-Kurye Eğitim Projesi

acilis

2014 yılının Aralık ayında açılışı yapılan sosyal sorumluluk projesi kapsamında, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu bünyesinde dört yıl boyunca toplam 21.000 motorlu kuryeye ücretsiz güvenli sürüş eğitimi verilmiştir. Ayrıca eğitime katılan herkese ECE 22.05 güvenlik sertifikalı motosiklet kaskı ve reflektörlü yelek hediye edilmiştir. Sosyo-ekonomik sebeplerden ötürü güvenli sürüş eğitimi alma imkanı olmayan motorlu kuryeler için projenin hayati önemi vardır. Hediye edilen kasklar yüzlerce motosiklet sürücüsünün hayatını kurtarmıştır.

kask-yelek
Türkiye’nin dokuz farklı şehrinde faaliyet gösteren projenin yaratıcısı ve yöneticisi olan Tuğrul Katkak, 2016 yılının Ocak ayından itibaren 6.500 motosiklet sürücüsüne de güvenli sürüş teknikleri hakkında seminer vermiştir.

1-2
Tuğrul Katkak, güvenli motosiklet sürüş teknikleri semineri verirken.

Fiat 124 Spider

fiat1

Daha çok pratik binek araçlarıyla ön plana çıkan Fiat; 50 yıllık efsaneyi uyandırıyor ve üstü açık, tek kapılı sportif bir otomobil olan 124 Spider’ı yeniden otomobil severlerle buluşturuyor.

 2019 Fiat Miata Unique Review 2018 Fiat 124 Spider ? WHEELS

 

1966 yılının İtalya’sında, Türkiye’de Hacı Murat olarak bilinen Fiat 124’ün üstü açık ve tek kapılı versiyonu (roadster) çıkmıştı. Tasarımı, Pininfarina’da çalışan ve o zamanların en güzel Ferrari’lerinin altında imzası bulunan Tom Tjaarda’na ait olan 124 Spider’ın üretimi, 1985’e kadar her yıl daha da iyiye giderek devam etti. Ta ki Pininfarina, Cadillac’la anlaşana dek…

 

fiat3

 

İlk 124 Spider’ın piyasaya çıkmasından 50 yıl sonra; 2016 yılında Fiat, yeni 124 Spider’ı diriltti. Aslında bu aracın yeniden ortaya çıkışı Mazda MX-5’e dayanıyor. Mazda’nın 2014 yılında MX-5’in dördüncü nesil kasasını piyasaya sunmasının ardından Fiat, Mazda’yla anlaşma yapıyor ve Mazda’nın Hiroşima’daki fabrikasında 124 Spider üretilmeye başlıyor.

fiatvsmazda
Üstte Mazda MX-5, altta Fiat 124 Spider.

 

Mazda MX-5’le aynı platformda üretilen Fiat 124 Spider, modern görünümlü kardeşi MX-5’e kıyasla biraz daha retro hatlara sahip ve biraz daha uzun. İç mekanları aşağı yukarı aynı. Tabii ki 124 Spider’ın iç aksamında kullanılan parçalar sıradan binek araçlarınkinin aksine biraz daha lüks ve sportif. Kompakt bir roadster olduğundan dolayı, iç mekandaki hacim biraz sınırlı. Boyunuz 1.80 metre ve altındaysa sorun yaşamazsınız, ancak üzerindeyse koltuğu en arkaya itmeniz gerekeceği gibi; aracın üstü açıkken ön camın üzerinden gelen rüzgar başınızın üst kısmına vuracak. Bu yüzden boyu uzun kişiler bu aracı almayı düşünmeden önce mutlaka test sürüşüne çıkmalı. Boyunuz 1.80 metreden uzun değilse, aracın kabin içi hava sirkülasyonu o kadar iyi ayarlanmış ki soğuk havalarda bile ısıtıcıları açmak kaydıyla üşümeniz pek mümkün değil.

 

fiatiç

 

Aracın üstünü açıp kapatmak oldukça kolay. Fiat, elektrikli bir motor kullanmaktansa bu işlemi tek elle yapabileceğiniz manuel ve basit bir sistem yerleştirmiş. Bu sayede, mekanizmanın elektronik olmamasından dolayı zaman içinde bozulma ihtimalini oldukça düşürmüş. Ayrıca aracın üstünü kendi elinizle açıp kapatmak saniyeler alıyor ve elektrikli motora sahip üstü açık arabaların aksine bu işlemi yapmak için aracınızı durdurmak zorunda kalmıyorsunuz. Bagajın kapasitesini düşürmemesi de cabası. 124 Spider’ın 140 litrelik bagaj hacmi, muadillerine oranla biraz daha büyük olmakla birlikte üstü açık araba kullanmaya alışık olmayan insanlar yanlarına hangi kıyafetleri alıp hangilerini evde bırakmalarına karar verirken zorlanabilirler.

 

fiat4

 

1.4 Turbo Multiair motoruyla kullanıcılarına tek motor seçeneği sunan Fiat, 124 Spider’ın toplam ağırlığını (1.050 KG) düşük tuttuğu için 140 beygir gücü, ortalamanın üzerinde bir performans gösteriyor. Sıfırdan yüz kilometre/saat hızına ulaşması 7,5 saniye süren aracın yakıt sarfiyatı da şehir içinde 100 KM’de 8,5 LT, şehir dışında ise 5,1 LT olarak göze çarpıyor. Her ne kadar ortalama yakıt sarfiyatı için 100 KM’de 6,4 LT dense de 7 litreden aşağıya düşmesini beklemeyin. Aracın süspansiyonları da spor bir arabanın sertliğine sahip değil. Yumuşak ve konforlu olduğundan dolayı şehir içi kullanımına daha uygun. 124 Spider; sahibini pist günlerinde boy göstermeye kışkırtmaktansa güneşli bir günde sakin bir gezinti yapmaya teşvik ediyor.

 

fiat5

 

Arkadan itişli araç kullanmaya alışık olmayanlar elektronik sürüş destek sistemlerini kapatmayı akıllarından bile geçirmesinler, çünkü aracın kontrolünü kaybetmek sıradan bir sürücü için oldukça kolay. 1400 cc’lik motorun çalışma stili de şehir içi kullanımına daha uygun. Düşük devirlerde yüksek tork ürettiğinden dolayı manuel vites tercih etmeniz durumunda çok sık vites değiştirmek zorunda kalmayacaksınız.

 

fiat6

 

Her 15.000 KM’de bir bakıma girmek isteyen 124 Spider’ın masrafları sıradan binek araçlara göre daha pahalı. 2018 yılının Ekim ayında bu aracın 2018 modelinin giriş fiyatı 265.000 TL. Ancak 2017 modelini almak isterseniz fiyat oldukça aşağıya inerek 159.500 TL olarak dikkat çekiyor. Üstelik 2017 modelin giriş modeli, 2018’inkine göre bir üst donanıma sahip.

 

fiatiç2

 

Fiat 124 Spider, şehir içindeki her gün kullanımında sürücüsünü üzmeyecek; aksine oldukça keyif verecek bir araç. Ancak sportif görünümüne aldanarak yüksek hızlarda ve keskin virajlarda üst düzey bir performans beklerseniz hayal kırıklığına uğrarsınız. Eğer her gün işe gidip gelirken sıradan binek araçlar kullanmaktan sıkıldıysanız veya güneşli bir Pazar gününde üstü açık bir arabayla gezinti yapmanın hoşunuza gideceğini düşünüyorsanız 124 Spider sizi mutlu edecektir.

 

fiat7

Alfa Romeo Ruhu Geri Döndü

alfa1

Bazı arabalar vardır; tüm komutlarınızı yerine getirir. Ayağınızı yerden keser, gitmek istediğiniz yere götürür. Taşımak istediğiniz şeyi taşır, sizi asla mutsuz etmez. Ancak bazı otomobiller de vardır ki, kalp atışınızı hızlandırır. Sadece sizi ve eşyalarınızı A noktasından B noktasına taşımakla yetinmez, ruhunuzu da alır ve bambaşka yerlere götürür.

alfalogo

1910 yılında “Anonima Lombarda Fabbrica Automobili” (A.L.F.A.) adıyla kurulan İtalyan şirketinin ismi, beş yıl sonra Nicola Romeo tarafından satın alınınca Alfa Romeo olarak değiştirildi. Kurulduğu tarihten günümüze kadar geçen 108 yılda ürettiği birçok modelle otomobil severlerin kalbini fetheden Alfa Romeo, uzun bir aradan sonra dört teker sevdalılarını yeniden heyecanlandıracak bir arabayla karşımızda: Giulia.

 

alfa2

 

Sıradan bir sedan otomobilden çok daha fazlasını sürücüsüne sunan Giulia’ya ilk baktığımızda Alfa Romeo’nun alamet-i farikası olan tasarım güzelliği dikkat çekiyor. İtalyan estetiğini iliklerine kadar taşıyan aracın sıra dışı olduğunu anlamak için otomobillerle ilgileniyor olmaya pek gerek yok. Tasarımı sayesinde Alman rakipleri olan BMW 3 Serisi, Mercedes C Sınıfı ve Audi A4’ün önüne geçtiğini söyleyebiliriz. Ancak her şey tasarım değil tabii ki.

 

alfa6

 

Tamamen Giulia için üretilen beş farklı motor tipinin sadece ikisi Türkiye’de satışa sunuluyor. Birincisi 2.0 litre hacminde 280 beygir gücü üreten benzinli motor, 4X4 çekiş sistemiyle birlikte geliyor. İkincisi ise Ferrari’nin geliştirdiği 2.9 lirtelik, 510 beygir güç üreten V6 motor, arkadan itiş sistemini taşıyor. Dört çeker ve 2.0 litrelik versiyonunu Alman rakiplerinin Türkiye’de satılan modelleriyle kıyasladığımızda performans olarak hepsinin üzerine çıkıyor. Ağırlık dağılımı BMW’yi anımsatır şekilde 50/50 (ön/arka) olarak ayarlanmış. Sürücünün oturuş pozisyonu gayet iyi, konforunuzdan ödün vermezken sizi yola tam anlamıyla hâkim olacağınız bir şekilde tutuyor. Direksiyonun üç kollu olması ve marş butonunun da direksiyon üzerinde olması Giulia’nın sportif duruşuyla son derece uyumlu olmuş. Performans açısından da direksiyon son derece başarılı; hafif olmasına rağmen hissiz değil, tepkili ve gayet dengeli.

 

alfaiç

 

Artıları olduğu gibi maalesef eksileri de var tabii. Öncelikle sürüş pürüzsüz değil. Bu durumun artı mı eksi mi olduğu sürücünün beklentisine göre değişecektir. Ancak Giulia her ne kadar sportif dokunuşlara sahip olsa da safkan bir spor araba değil. Konforundan ödün vermek istemeyen kullanıcılar için bu durum dezavantaj olabilir. Ayrıca arka koltuktaki diz mesafesi de biraz kısa. Uzun boylu insanlar arka koltukta çok rahat edemeyebilir. Kabin içinde kullanılan parçaların kalitesi ortalamanın üzerinde, ancak Alman rakipleriyle başa çıkamıyor. Ses yalıtımı da dışarıdan gelen rahatsız edici gürültüyü tamamen engellemekte yetersiz kalıyor. Bunların haricinde 480 litrelik bagaj kapasitesi son derece yeterli. Ayrıca Giulia’nın standart donanım paketinde şerit koruma sensörünün olması güvenlik açısından büyük bir avantaj. Sürüş sırasında uyuklamanız veya dalgınlığınız sebebiyle bulunduğunuz şeritten çıkmaya başlarsanız araç sizi anında ikaz ediyor.

 

alfa7

 

Uzun zamandır Alman otomobil devlerini bu kadar zorlayan bir araç üretmemişti Alfa Romeo. Giulia ile birlikte sürüş konforu ve kabin içi parça kalitesi anlamında rakiplerinin gerisinde kalsa da, Alman mekaniği yerine İtalyan ruhunu tercih edecek otomobil severleri asla üzmeyecek bir araba. Her gün kullanılabilecek kadar pratik, ancak sürücüsünü hiç sıkmayacak kadar da dinamik. Aracınız sadece bedeninizi değil, ruhunuzu da taşısın istiyorsanız Alfa Romeo Giulia sizin için doğru bir seçenek.

 

alfa5

Balkanlar

Rota Uzunluğu: Ortalama 4500 Km

Süre: 13 Gece – 14 Gün

Konaklamalar: Selanik, Üsküp, Belgrad, Zagreb, Ljubljana, Zadar, Mostar, Saraybosna, Dubrovnik, Budva, Tiran, Ohri, Kavala

Zorluk: Zor

Ücretli Otoyol: Var

Feribot: Yok

 

On dört gün boyunca günlük ortalama mesafenin 300 küsur kilometre olduğu bu seyahate iklimin zorlayıcı olmaması için ilkbahar veya sonbaharda çıkmanız tavsiye edilir. Yolunuzun geçeceği şehirlerde yazın sıcaklık 35°C’ye ulaşabilir. Ayrıca yazın hem yollar hem gümrükler hem de turistik noktalar kalabalık olacaktır. Bu durumların önüne geçebilmek için Nisan – Mayıs veya Eylül sonu, Ekim başını tercih edebilirsiniz.

 

Eğer daha önce bu kadar uzun soluklu bir geziye çıkmadıysanız ve on dört gün üst üste motosiklet sürmek kulağınıza korkutucu geliyorsa konaklama sayısını artırabilirsiniz. Seyahat boyunca sekiz farklı ülkeye giriş yapacağınız için gümrüklerde harcayacağınız vakti de hesaba katmalısınız.

 

1. Gün: Selanik

Ortalama Mesafe: 600 Km

selanik_gece.jpg

α

Daha önce Selanik’e gitmediyseniz yola erkenden çıkmanız size Selanik’te geçirebileceğiniz zamanı kazandıracaktır. İstanbul’dan İpsala’ya doğru hareket edin ve gümrüğü geçin. Gümrükten sonra Selanik’e ücretli otoyol üzerinde gitmeniz halinde aralıklarla ödeme gişeleriyle karşılaşacaksınız. Gişelerde fazla zaman kaybetmemek adına kolay erişebileceğiniz ceplerinize bozuk para koyabilirsiniz. Selanik’e vardığınızda çevre gezisinin ardından otelinize yerleşebilirsiniz.

Ω

 

2. Gün: Üsküp

Ortalama Mesafe: 240 Km

uskup_gece.jpg

α

Bu günkü yolunuz fazla uzun olmadığından ilk günün yorgunluğunu atma imkânınız olacak. Selanik’te vakit geçirmekten hoşlandıysanız yola erken çıkmak zorunda değilsiniz. Sabah saat 11 gibi yola çıkmanız durumunda öğleden sonra 3 gibi Üsküp’e varabilirsiniz.

Ω

 

3.Gün: Niş – Belgrad

Ortalama Mesafe: 450 Km

belgrad
Sava Nehri üzerinde güneş batarken. – Belgrad

α

Gün içinde hem sınır geçeceğiniz hem de Niş’i gezeceğiniz için Belgrad’da kaliteli zaman geçirmek istiyorsanız sabah erkenden yola çıkmanız faydalı olur. Sava ile Tuna nehirlerinin birleştiği Belgrad’da yapacağınız çevre gezilerinden büyük keyif alacaksınız.

Ω

 

4. Gün: Zagreb

Ortalama Mesafe: 400 Km

zagreb.jpg

α

Yolun çoğunluğu bölünmüş olacağı için ortalama hızınız 100 Km/s’nin altına düşmeyecek. Sınır geçişi ve molalarla birlikte Belgrad’dan çıkıp Zagreb’e varmanız ortalama 6 saat sürecek. Belgrad’dan yola çıkışınızı buna göre ayarlayabilirsiniz.

Ω

 

5. Gün: Bled – Ljubljana

Ortalama Mesafe: 250 Km

bled.jpg
Bled

α

İki gündür üst üste 400 Km’nin üzerinde sürüş yaptığınız için bu günkü 250 Km sizin için dinlendirici olacak. Slovenya’ya giriş yaptıktan sonra en yakın petrol istasyonundan otoyol etiketinizi (vinyet) almayı ve üzerindeki talimatlara uygun bir şekilde motosikletinize yapıştırmayı unutmayın. Ljubljana’yı transit geçip direkt Bled’e ilerleyin. Bled Gölü gibi bir doğa harikasının tadını çıkarmak için yeterli vakit ayırdığınıza emin olun. Yola erken çıkmanız hem Bled’i hem de Ljubljana’yı rahatlıkla gezmenize olanak sağlayacaktır.

ljubljana.jpg
Ljubljana

Ω

 

6. Gün: Rijeka – Zadar

Ortalama Mesafe: 340 Km

rijeka.jpg
Rijeka

 

 

α

Her ne kadar günlük mesafeniz 340 Km gibi gözükse de Rijeka’dan Zadar’a Adriyatik kıyılarından giden bol virajlı yol ortalama hızınızı düşürecek. Ljubljana’dan erken saatte çıkmak; bu virajlı yolda acele etmeden ve tadını çıkararak sürüş yapmanıza imkân tanıyacak. Öğle yemeğinizi Rijeka’da yemeniz tavsiye edilir. Rijeka’dan Zadar’a giden kıyı şeridini takip etmek için sırasıyla Crikvenica, Sveti Juraj, Prizna, Karlobag ve Starigrad kasabalarından geçebilirsiniz. Gün batımını bu yol üzerinde izlemek hoşunuza gidebilir.

zadar.jpg
Zadar

Ω

 

7. Gün: Split – Blagay – Mostar

Ortalama Mesafe: 350 Km

mostar
Mostar

α

Mostar’a geç saatte varmamak için Zadar’dan erken saatte çıkın. İlk durağınız Hırvatistan’ın tatil beldelerinden biri olan Split. Tek molayla iki saatte ulaşabileceğiniz Split’i gezdikten sonra Nova Sela sınır kapısından Bosna-Hersek’e girin ve Blagay’a doğu ilerleyin. Neretva Nehri kıyısındaki Blagay Tekkesi’ni ziyaret ettikten sonra rotanızı Mostar’a doğru çevirin. Yirmi dakikalık kısa bir sürüş sonrası Mostar’a vardığınızda köprüyü ve nehir kıyısına konuşlanmış tarihi kasabayı gezebilirsiniz.

 

Ω

 

8. Gün: Yayçe – Travnik – Saraybosna

Ortalama Mesafe: 320 Km

yayce.jpg
Yayçe

α

Mostar’dan Saraybosna’ya direkt gitmeye kalkarsanız yolunuz 130 Km olur; ancak bu sefer de Yayçe’nin su değirmenlerini ve şelalelerini, Travnik’in ise tarihi dokusunu ıskalamış olursunuz. Bu yüzden yolunuzu ortalama 200 Km daha uzatıp akşama doğru Saraybosna’ya varmanız tavsiye edilir. Yayçe ve Travnik’i gezdikten sonra Saraybosna’daki Başçarşı’yı gezmeyi ve Boşnak Böreği yemeyi unutmayın.

saraybosna.jpg
Saraybosna – Başçarşı

Ω

 

9. Gün: Dubrovnik

Ortalama Mesafe: 240 Km

dubrovnik.jpg
Dubrovnik

α

Sur içindeki tarihi yapıların büyük ölçüde korunması sayesinde orta çağdan kalma mistik bir havası olan Dubrovnik’te ne kadar vakit geçirirseniz o kadar hoşunuza gidecek. Gümrük geçişini de hesaba katarsanız yola erken çıkmanız mantıklı olur. Saraybosna’dan Dubrovnik’e doğru Bileca üzerinden ilerleyin. Gümrüğü geçmenizden kısa bir süre sonra kendinizi Dubrovnik’te bulacaksınız. Sur içine girmeden önce Dubrovnik’i yüksekten izlemek için dilerseniz teleferikle tepeye çıkabilirsiniz. Burada birkaç restoran ve hediyelik eşya mağazası vardır. Tepenin tadını çıkardıktan sonra tekrar aşağıya inip sur içini dilediğiniz gibi gezebilirsiniz.

Ω

 

10. Gün: Perast – Kotor – Budva

Ortalama Mesafe: 115 Km

perast.JPG
Perast

α

Dubrovnik’ten yalnızca 80 Km uzakta olan Perast’a ulaşmak için Adriyatik Denizi’ni sağınıza alarak dümdüz ilerleyin. Sınır geçişinin ardından Karadağ’a girdikten sonra Herceg Novi, Kostanjica ve Strp üzerinden Perast’a varın. Adeta bir doğa harikası olan Kotor Körfezi’nin kıyısında motosiklet sürmekten oldukça keyif alacaksınız. Özellikle Perast ve Kotor, körfez içinde başka bir körfez kıyısında yer aldıkları için haritaya bakmazsanız Adriyatik Denizi’ni göl sanabilirsiniz. Yaz mevsiminde Perast’ın kıyısındaki yol trafiğe kapatılır. Eğer bu seyahate yazın çıktıysanız motosikletinizi Perast’ın girişindeki otoparka bırakıp yürüyerek gezebilirsiniz. Perast’a çok yakın iki farklı ada mevcuttur. Bunlardan birine tekneyle ulaşmak mümkün. Ayrıca Perast’ın kıyısındaki kafe veya restoranlarda kahve içerek körfezin tadını çıkarabilirsiniz.

kotor.jpeg
Kotor

Bir sonraki durak körfeze adını veren Kotor. Dubrovnik’in minyatürü diyebileceğimiz Kotor da yüzyıllar boyunca gayet iyi korunmuş. Sur içindeki tarihi taş binaların çevresini ördüğü, dar sokakların birbirine bağladığı minik meydanlarda bulunan restoranlarda öğle yemeğinizi yiyebilirsiniz. Kotor’u tepeden izlemek isterseniz yarım saatlik bir tırmanışın ardından Şifacı Meryem Kilisesi’ne ulaşabilirsiniz. Buradan çekeceğiniz fotoğraflar oldukça güzel çıkacak. Eğer yaz mevsiminde buraya çıkacaksanız yanınıza su alıp bolca tüketmeyi unutmayın. Tepeden indikten sonra Budva’ya ilerlemeden önce Kotor’un sur dışında kalan deniz kıyısını da yürüyerek gezebilirsiniz.

budva.jpg
Budva – Marina

Budva’da da Kotor’daki gibi sur içinde kalan bir kısım olmasına rağmen surun dışındaki hayat daha hareketlidir. Varır varmaz sur içini gezdikten sonra eğer mevsim izin veriyorsa surların hemen yanındaki plajda denize girerek günün yorgunluğunu atmayı düşünebilirsiniz. Akşam yemeğini yemek için marinanın kuzeyine doğru denizin kıyısında sıralanmış restoranlardan herhangi birini seçebilirsiniz.

Ω

 

11. Gün: Sveti Stefan – Stari Bar – Kruje Kalesi – Tiran

Ortalama Mesafe: 210 Km

sveti_stefan1.png
Sveti Stefan

α

Gün içinde hem Stari Bar’daki (Eski Bar) kalıntıları hem de Kruje Kalesi’ni ve altındaki çarşıyı gezeceğiniz için Tiran’a vardığınızda saatin geç olmasını istemiyorsanız yola erken çıkmanız tavsiye edilir. Budva’dan çıktıktan 15-20 dakika sonra Sveti Stefan’a geleceksiniz. Özel bir mülkiyet olan Sveti Stefan’a girmek özel izin gerektirir. Bunun yerine yolun kenarında bulunan ve tarihi adayı tepeden izlemenize olanak tanıyan Hotel Adrovic’in restoranında kahve içmek zaman yönetimi açısından daha makul olacaktır.

 

20180421_114111.jpg
Stari Bar

Kahvenizi içip fotoğraf çektikten sonra Stari Bar’a doğru hareket edin. Tarihi şehir kalıntılarını ve tepesindeki kaleyi gezmek 45 dakikanızı alabilir. Stari Bar’ı da gezdikten sonra oyalanmadan Kruje’ye doğru ilerleyin. Arnavutluk’a giren sınır kapısından geçmek vakit alabilir. Gümrük geçişinde beklerken öğle yemeğini aradan çıkarabilmek için yanınıza sandviç veya başka atıştırmalıklar alabilirsiniz. Arnavutluk’a girdikten sonra hız limiti tabelalarına dikkat edin, çünkü yerel polisler turistlerden rüşvet alabilmek için radarla tuzak kurabiliyor. Uzunca bir süre çift yönlü yolda ilerledikten sonra yeşil tabelalı duble yola çıktığınızda hız limitinin hala 90 Km/s olduğunu unutmayın.

20180422_125119.jpg
Kruje Kalesi

Kruje Kalesi’ne vardığınızda önceliğiniz çarşıdan ziyade kaleyi gezmek olsun. Çünkü kalenin ziyaret saati 18:00’de bitiyor. Kruje Kalesi’ni gezdikten sonra altındaki tarihi çarşıyı da gezerek Tiran’a doğru hareket edebilirsiniz. Oldukça hareketli olan İskenderbey Meydanı’nı görüp ardından Desmoret e Kombit Bulvarı’ndan yürüyerek Rahibe Teresa Meydanı’nı gezebilirsiniz.

Ω

 

12. Gün: Sveti Naum – Ohri

Ortalama Mesafe: 170 Km

DSC00127.JPG
Sveti Naum

α

Bu günkü ilk durağınız Ohri Gölü’nün su kaynağının bulunduğu Sveti Naum. Tiran’dan yola çıktıktan sonra Elbasan üzerinden doğuya doğru ilerleyin. Ohri Gölü’ne yaklaştığınızda rotanızı güneye çevirin ve Sveti Naum’a oldukça yakın olan sınır kapısından Makedonya’ya girin. Motorunuzu otoparka park ettikten sonra Sveti Naum Manastırı’na doğru yürüyün. Yolun sol tarafında hediyelik eşya satan dükkânların bulunduğu bir çarşıyı, sağ tarafında ise Ohri Gölü’ne girebileceğiniz bir plajı göreceksiniz. İlerlediğinizde ise Ohri Gölü’nü dolduran su kaynağı ile gölün kesiştiği noktanın üzerinde bulunan bir köprüye varacaksınız. Bu köprünün civarında birkaç restoran bulunur. Bu restoranlardan Ostrovo’yu tercih ederek öğle yemeği yemeniz tavsiye edilir. Yemeğin ardından su kaynağının üzerinde kayık turu yapabilir ve Ohri Gölü’nü besleyen noktaları yerinde görebilirsiniz. Üzerinde kayıkla ilerlediğiniz su aynı zamanda içilebilir olduğundan yanınızda boş şişe getirip bu şişeleri doldurmayı düşünebilirsiniz.

DSC00165.JPG
Çar Samuel Kalesi – Ohri

Kayık turu bittikten sonra Sveti Naum Manastırı’nı gezerek rotanızı Ohri yerleşim yerine çevirin. Göl kıyısında bulunan ve oldukça şirin olan bu kasabayı gezmekten keyif alacaksınız. Ohri’de gezebileceğiniz tarihi bir çarşı ve üzerinde bulunan Ali Paşa Camii, göl kıyısındaki yürüme yolu, Çar Samuel Kalesi ve Aziz Yuhanna Kilisesi gibi yerler vardır. Ohri’ye varış saatinize göre bir kısmını bugün, kalan kısmını ise ertesi gün gezebilirsiniz.

Ω

 

13. Gün: Struga – Kavala

Ortalama Mesafe: 470 Km

20180705_142526.jpg
Struga

α

Son 4-5 gündür oldukça düşük tempolu motosiklet sürüşü yaptığınız için bugünkü 470 Km sizi fazla yormayacak. Sabah erken kalktıktan sonra Ohri’nin kuzeyindeki Struga’ya gidin ve Ohri Gölü’nün taşarak Drim Nehri’ne aktığı noktayı görün. Dilerseniz plajı da gezebilir ve ardından göl kıyısındaki kafelerde bir şeyler içebilirsiniz. Struga’da yeteri kadar gezdikten sonra Kavala’ya doğru hareket etme vakti gelmiş olur.

20170501_133419.jpg
Kavala

Manastır (Bitola) üzerinden Yunanistan’a doğru ilerleyin ve sınır kapısından giriş yapın. Yunanistan’a girdikten sonra yol konusunda sorun yaşamayacaksınız çünkü çoğunlukla bölünmüş otoyollarda ilerleyeceksiniz. Açlık durumunuza göre Selanik’te öğle yemeği yemek isteyebilirsiniz. Kavala’ya vardıktan sonra limanı, Kavala Kalesi’ni ve Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın köşkünü gezebilirsiniz. Akşam yemeği için Kavala Limanı veya nispeten daha tenha olan Perigiali Limanı’nın kıyısında bulunan restoranları tercih edebilirsiniz.

Ω

 

14. Gün: Dedeağaç – İstanbul

Ortalama Mesafe: 450 Km

 

α

Kavala’dan Dedeağaç’a doğru yola çıkarken meşhur Kavala Kurabiyesi almak için Nea Karvali ve Pontolivado arasında bulunan Anastasya’nın Yeri’ni tercih edebilirsiniz. Kurabiye alışverişinden sonra otoyola bağlanın ve Dedeağaç’a doğru ilerleyin. Günün saatine göre öğle yemeğinizi Dedeağaç’ta yiyebilirsiniz. Sahil kıyısında oldukça güzel restoranlar mevcut. Çevre gezisinin ardından Türkiye’ye girmek üzere İpsala Sınır Kapısı’na doğru hareket edin. Sınırı geçtikten sonra yorgunluk durumunuza ve eve varmak istediğiniz saate göre Malkara’nın ardından Şarköy’e inebilir ve Tekirdağ’a kadar Uçmakdere yolundan gidebilirsiniz. Ancak bu yolu tercih etmeniz günlük mesafenizi 50 Km uzatacaktır, bunu göz önüne alın.

Ω

 

 

Bulgaristan – Romanya

romania bulgaria

Rota Uzunluğu: Ortalama 2600 Km

Süre: 5 Gece – 6 Gün

Konaklamalar: Köstence, Bükreş, Transfagaraşan, Ramnicu Valcea, Sofya

Zorluk: Zor

Ücretli Otoyol: Var

Feribot: Var

romanya

Günlük ortalama mesafenin 400 küsur Km olduğu zorlayıcı bir rota. Özellikle üçüncü ve dördüncü günlerde geçilecek iki dağ geçidi (Transfagaraşan ve Transalpina) keskin virajları ve harika manzaralarıyla dikkat çekiyor. Transfagaraşan turistik bir yol olduğu için üçüncü ve dördüncü günleri hafta sonuna denk getirmemeye özen gösterin. Köstence de Romanya’nın tatil beldesi olduğundan denize girmek isterseniz buradaki konaklamanızı uzatabilirsiniz. Bulgar otoyollarında gidebilmek için otomobillerin etiket satın alması gerek, ancak motosikletler için böyle bir zorunluluk yok. Gezinin beşinci gününde de Tuna Nehri’ni arabalı feribotla geçeceksiniz. Feribot saatlerini önceden araştırıp yola ona göre çıkın çünkü iki sefer arasında 2 saat bekleme ihtimaliniz oldukça yüksek.

 

1. Gün: Burgaz – Varna – Köstence

Ortalama Mesafe: 630 Km

dereköy
Dereköy, İpsala ve Kapıkule sınır kapılarına kıyasla daha tenhadır.

α

İlk günkü yolunuz bir hayli uzun, Köstence’ye hava kararmadan önce varmak istiyorsanız sabah erkenden yola çıkmanız fayda sağlar. TEM otoyoluna bağlanıp Kırklareli sapağına kadar Edirne istikametinde devam edin. Kırklareli üzerinden kuzeye doğru çıkın ve Dereköy sınır kapısından Bulgaristan’a girin. Kuzeye giden yolu takip ettiğinizde Bulgaristan’ın Karadeniz kıyısındaki tatil beldelerinden biri olan Burgaz’a varacaksınız. Açlık durumunuza göre burada öğle yemeğini yiyebilir veya kısa bir çevre turunun ardından kuzeye doğru devam edip bir başka tatil beldesi olan Varna’da bir şeyler atıştırabilirsiniz. Varna’yı da gezdikten sonra Kardam üzerinden Romanya’ya giriş yapıp Köstence’ye ulaşın.

köstence plaj
Köstence

Ω

 

2. Gün: Bükreş

Ortalama Mesafe: 230 Km

köstence bükreş yolu
Köstence – Bükreş yolu.

α

Önceki günün yorgunluğunu bu günkü kısa sürüşle atabilirsiniz. Yolun neredeyse tamamı otoyol olduğundan Bükreş’e varmanız kısa sürecektir. Bu yüzden çevre gezisi yapabilmek için yeterli vaktiniz olacak. Çavuşesku’nun yaptırdığı Parlamento Sarayı’nı mutlaka görün.

parlamento sarayı
Çavuşesku’nun kadraja sığdırmakta zorlanılan sarayı.

Ω

 

3. Gün: Transfagaraşan

Ortalama Mesafe: 300 Km

transfagaraşan
Transfagaraşan

α

İkinci gün dinlenmiş olmanın enerjisiyle sabah erkenden yola çıkın; çünkü Transfagaraşan’ın virajlı yollarında ne kadar zaman geçirirseniz geçirin, yine de daha fazlasını isteyeceksiniz. Bükreş’ten kuzey batıya doğru ilerleyerek Piteşti’ye ulaşın. Buradan Curtea de Argeş’e doğru ilerlediğinizde Transfagaraşan (DN7C) yoluna girmiş olacaksınız. Kuzeye doğru çıktığınızda yol kenarındaki ağaçların sıklaştığını ve virajların giderek arttığını fark edeceksiniz. Bu yolu takip ettiğinizde Vidraru Gölü’ne ulaşacaksınız. Konaklama yapacağınız yeri Vidraru Gölü yakınlarında belirlemeniz tavsiye edilir.

vidraru gölü
Vidraru Gölü

cbf600

Tercihinize bağlı olarak motorunuzdaki fazla eşyaları konaklayacağınız otele bırakabilir ve böylelikle Transfagaraşan virajlarını hafiflemiş motorunuzla geçebilirsiniz. Kuzeye doğru devam ederek Balea Tüneli’nden geçince göz kamaştıran bir manzarayla karşılaşacaksınız. Bu alanda öğle yemeği yiyebileceğiniz restoranlar bulmanız mümkün. Öğle yemeğinin ardından Cartişoara’ya kadar giderek Transfagaraşan’ın sonuna gelin. Yol boyunca sık sık fotoğraf molası vereceğiniz için çok fazla yorulmayacaksınız. Aynı yolu geri dönerek virajları ve harika manzarayı farklı bir açıdan deneyimleyebilirsiniz. Otelinizin Vidraru Gölü civarında olması bu muhteşem yoldan birkaç kez geçmenize olanak tanıyacak.

bâlea gölü
Transfagaraşan’ın zirvesindeki Bâlea Gölü.

Ω

 

4. Gün: Sibiu – Transalpina – Ramnicu Valcea

Ortalama Mesafe: 450 Km

transalpina

α

Konakladığınız otelin Vidraru Gölü dolaylarında olması sebebiyle Transfagaraşan’ı bir kere daha geçeceksiniz. Bir başka dağ geçidi olan Transalpina’da doyasıya vakit geçirebilmek için sabah erkenden yola çıkmanız yerinde olur. Cartişoara üzerinden Sibiu’ya doğru ilerleyin ve Sebeş’e gelmeden DN67C karayoluna sapın. Transalpina yoluna girdikten sonra Oaşa Gölü’nün kıyısından güneye inerek Novaci’ye kadar bu yoldan ayrılmayın. Transfagaraşan’a kıyasla Transalpina biraz daha tenhadır, bu yüzden daha rahat motosiklet sürebilirsiniz.

transalpina yol
Her ne kadar Transalpina, Transfagaraşan kadar fotojenik olmasa da üzerinde motosiklet sürmek oldukça keyiflidir.

Bol virajlı ve harika manzaralı dağ geçidini aştıktan sonra Novaci ve Bumbeşti Pitiç üzerinden doğuya dönün. Yolun sonunda Ramnicu Valcea’ya varacaksınız. Burası turistik bir yer değildir, ancak Transfagaraşan’ı da sayarsanız gün içinde iki dağ geçidi aşmak yeteri kadar yorucu olacak. Bundan dolayı geceyi geçirebileceğiniz en uygun yer Ramnicu Valcea’dır.

transalpiada gün batımı
Transalpina’da gün batımı.

Ω

 

5. Gün: Tuna Nehri – Sofya

Ortalama Mesafe: 370 Km

α

Her ne kadar günlük mesafeniz 370 Km olarak görünse de ortalama bir sürüşle Sofya’ya varmanız 9 saati bulacak. Özellikle Tuna Nehri’ni geçmek uzun sürer, çünkü arabalı feribot oldukça yavaş hareket eder. Feribot seferlerini önceden kontrol ederek sabah erkenden yola çıkmanız, Sofya’ya erken varıp çevre gezisi yapmanıza imkân sağlar.

tuna nehri
Bulgaristan – Romanya arasında sınır görevi gören Tuna Nehri.

Ramnicu Valcea’dan yola çıkıp Oltu Nehri’yle paralel giden DN64 karayolunu güneye doğru takip ederek Caracal’a varın. Buradan Amaraştii de Jos’a doğru ilerleyin ve ardından Bechet Feribot İskelesi’ne ulaşın. Eğer feribotun kalkmasına yeterli zaman varsa Tuna Nehri kıyısında, iskeleye yakın bir tesis vardır. Burada yemek yiyebilir veya bir şeyler içebilirsiniz. Tuna Nehri, aynı zamanda Bulgaristan’la Romanya arasında (Silistre’ye kadar) sınır görevi de gördüğünden gümrük geçişi için gerekli evraklarınızı feribot yolculuğu sırasında hazırlayabilirsiniz. Feribottan indikten sonra direkt gümrük kapısından geçeceksiniz.

feribot
Tuna Nehri üzerinde çalışan feribot.

Gümrüğü aradan çıkardıktan sonra güneye doğru sırasıyla Borovan, İvraca ve Orhaniye’ye ilerleyin ve buradan Churek’i takip ederek yönünüzü batıya çevirin. Kısa bir süre sonra Sofya’ya varacaksınız. Sofya’da şehir merkezinde konaklamanız tavsiye edilir. Varış saatinize göre çevre gezilerini olabildiğince bu gün yapmaya çalışın. Ertesi gün yolunuz uzun olacak.

20140819_181531_Richtone(HDR).jpg
Aleksandr Nevski Katedrali, Sofya

Ω

 

6. Gün: Filibe – İstanbul

Ortalama Mesafe: 600 Km

20140820_120032_Richtone(HDR).jpg
Filibe

α

Bir önceki gün Sofya’yı yeteri kadar gezemediyseniz aklınızda kalan yerleri sabah erkenden uyanarak gezebilirsiniz. Ancak bunu yapmanız halinde muhtemelen İstanbul’a varışınız gece geç saate kalacaktır. Dönüş yoluna çıktığınızda Filibe’ye (Plovdiv) mutlaka uğrayın. Eski bir Osmanlı şehri olan Filibe’de öğle yemeği yemek ve ardından kısa bir çevre turu yapmak iyi bir fikir olabilir. Filibe’den sonra Hasköy üzerinden Kapıkule Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye girin. Günün saatine ve yorgunluk durumunuza göre Edirne’de de vakit geçirebilirsiniz. TEM otoyolu üzerinden İstanbul’a ulaşın.

Ω

Yunanistan

greece

Rota Uzunluğu: Ortalama 1800 Km

Süre: 4 Gece – 5 Gün

Konaklamalar: Taşöz (Thassos) Adası, Selanik, Meteora, Kavala

Zorluk: Orta

Ücretli Otoyol: Var

Feribot: Var

IMG_1271

Yurtdışına motosikletle ilk defa çıkacak biri için ideal rotalardan biri Yunanistan’dır. Genel kanının aksine, özellikle Avrupa Birliği üyesi ülkelerde motosiklet sürmek; Türkiye’de sürmekten çok daha güvenlidir. Öncelikle asfalt kalitesi Türkiye’ye kıyasla çok daha iyidir. Ayrıca Avrupalı sürücüler, Türkiye’deki sürücülere kıyasla özellikle motosikletlere karşı çok daha dikkatli ve saygılıdır. Bu yüzden yola çıkmadan önce bu konuda kafanızda herhangi bir soru işareti olmasın.

 

Dikkat etmeniz gereken önemli bir husus ise Yunanistan’daki ücretli otoyolların büyük çoğunluğunda petrol istasyonu bulunmamasıdır. Benzin almak için otoyoldan ayrılıp en yakın yerleşim yerine doğru gitmeniz, yakıt ikmalinden sonra geldiğiniz yoldan geri dönerek yeniden otoyola bağlanmanız gerekir. Ayrıca ücretli otoyol gişelerinde nakit ödeme yapmak mümkündür, bu yüzden ödeme sırasında fazla vakit kaybetmemek için kolay ulaşabileceğiniz bölmelere düşük meblağlarda para koymanız, yanlışlıkla tüm paranızı düşürmenize de engel olur.

 

1. Gün: Dedeağaç – Taşöz Adası

Ortalama Mesafe: 480 Km

α

Hem gümrük geçişinde kalabalığa kalmamak hem de Taşöz’e olabildiğince erken varmak için yola sabah 6’da çıkmanız son derece faydalı olur. TEM otoyolu üzerinden Büyükçekmece ve Silivri’yi geçip Kınalı sapağından ayrılarak Tekirdağ’a doğru devam edin. Malkara ve Keşan’ı takip ederek İpsala sınır kapısına varabilirsiniz. Gümrük geçişine kadar ihtiyaç molaları haricinde vakit kaybetmemeniz tavsiye edilir.

resmi tatillerde ipsala yoğunluğu
Resmi tatillerde İpsala Sınır Kapısı yoğunluğu.

Sınır kapısını aştıktan sonra ücretli otoyol üzerinden Dedeağaç’a (Aleksandropolis) varmanız çok uzun sürmeyecektir. Ana caddesi üzerinde kafe ve restoranlar sıralanmıştır. Bu işletmelerden herhangi birinde mola verip daha sonra Keramoti’ye doğru devam edebilirsiniz.

keramoti limanı
Keramoti Limanı

Keramoti Limanı’ndan Taşöz Adası’na geçen feribotun saatlerine önceden bakıp varış saatinizi de buna göre ayarlayabilirsiniz. Arabalı feribot ile Taşöz Adası’na geçtikten sonra konaklayacağınız otele yerleşebilir veya mevsime göre denize girebilirsiniz. Ayrıca yeterli vaktiniz varsa ve Taşöz Adası’nda daha uzun süre denize girmek isterseniz burada kalacağınız gece sayısını ikiye çıkarabilirsiniz.

golden beach thassos
Golden Beach – Thassos

Ω

 

2. Gün: Taşöz Adası Turu – Kavala – Selanik

Ortalama Mesafe: 260 Km

taşöz yol manzara
Taşöz’ü çevreleyen yol, güzel manzaralara gebedir.

α

Taşöz Adası’nın kıyılarını çevreleyen 100 Km’lik çift yönlü ama bir o kadar da güzel virajlara sahip yolu baştan sona turlamak için sabah erken saatte kalkmak isteyebilirsiniz. Taşöz’den Kavala’ya direkt giden arabalı feribotun saatine göre de yola çıkacağınız saati belirleyebilirsiniz. Ada turu bittikten sonra feribotla Kavala’ya geçin ve vakit kaybetmeden Selanik’e devam edin. Gezinin son konaklaması Kavala’da olacağından dolayı burayı doyasıya gezmek için yeterli zamanınız olacak.

selanik kordon boyu
Selanik kordon boyu
beyaz kule
Beyaz Kule

Kavala’dan Selanik’e giden ücretli otoyolun ilk bölümü virajlı olmakla birlikte yolun kalitesi ve virajların keskin olmaması sebebiyle çok fazla zorlanmayacaksınız. Selanik’e vardığınızda Atatürk’ün evini ziyaret edebilir, kordon boyunda yürüyüş yapabilir ve şehri yüksekten izlemenize olanak tanıyabilecek Beyaz Kule’ye çıkabilirsiniz. Kordon boyu ve bir alt caddesine bağlı sokaklarda lezzetli yemekler yiyebileceğiniz birçok işletme bulabilirsiniz.

selanik sokakları
Selanik sokakları

Ω

 

3. Gün: Meteora

Ortalama Mesafe: 240 Km

meteora
Meteora

α

Kalambaka’nın kuzeyinde bulunan Meteora, oldukça mistik bir yerleşim yeridir. Kayalıklar üzerine inşa edilmiş pek çok manastır bulunur. Bu manastırların bir kısmı ziyarete açıktır. Meteora’nın tadını yeteri kadar çıkarabilmek ve manastırların ziyaret saatini kaçırmamak için erkenden yola çıkmanız tavsiye edilir. Selanik’ten çıktıktan sonra otoyola bağlanın ve Kozani üzerinden ilerleyerek Kalambaka çıkışına kadar sürün.

meteora yol
Meteora’nın mistik manzaralı yolları.

Bu noktadan sonra yol çift yönlü olacak ve keskin virajlar başlayacak. Meteora’ya yaklaştıkça virajlı yolların etrafını yüksek kayalıklar saracak. Harika manzaralı bu yolun sonunda Meteora’ya varınca ilk durağınız Büyük Meteora Manastırı olabilir. Ziyaret saati bitmeden önce bu manastırı gezebilir, ardından kalan vaktinize göre ilginizi çeken diğer manastırları gezebilir veya manastırları birbirine bağlayan son derece kaliteli asfalta ve güzel manzaralara sahip virajlı yollarda motosiklet sürmenin keyfini çıkarabilirsiniz. Yerleşim merkezine inmeden önce gün batımını bu virajlı yolların kenarındaki seyir balkonlarından izlemeyi unutmayın.

meteora gün batımı
Meteora’da gün batımı.

Ω

 

4. Gün: Selanik – Kavala

Ortalama Mesafe: 380 Km

kaleden kavala manzarası
Kaleden Kavala manzarası.

α

Bu günkü mesafenin büyük bir bölümü otoyol üzerinde alınacak. Öğle yemeğini Selanik’te yiyebilecek şekilde sabah yola çıkın ve tekrar Kozani üzerinden Selanik’e varın. Öğle yemeğinin ardından Kavala’ya doğru ilerleyin. Eski adı İbrahim Paşa Camii olan, şu sıralar kilise olarak kullanılan Aziz Paul Kilisesi’ni ziyaret edebilir; ardından Kavala Kalesi’ne çıkarak şehri tepeden izleyebilirsiniz. Gerek limanda, gerekse Kavala Kalesi yakınlarında vakit geçirebileceğiniz pek çok kafe ve restoran mevcuttur.

kavala kalesi
Kavala Kalesi

Ω

 

5. Gün: İskeçe – Gümülcine – İstanbul

Ortalama Mesafe: 470 Km

α

Meşhur Kavala kurabiyesini mutlaka duymuşsunuzdur. Kendinize veya sevdiklerinize kutuyla kurabiye almak isterseniz Kavala’dan dönüş yoluna çıktığınızda hemen çevreyoluna girmeyin. Nea Karvali’yi geçtikten sonra Pontolivado’ya gelmeden önce solda benzin istasyonunun yanında Anastasia Kourabies adlı işletmeyi göreceksiniz. Buradan hem uygun fiyatlı hem de son derece lezzetli kurabiyeleri almanız mümkündür.

20140814_153130_Richtone(HDR).jpg
İskeçe

Kurabiye alışverişinden sonraki durağınız İskeçe. Eski bir Osmanlı şehri olan İskeçe’de halen pek çok Türk yaşamakta. İskeçe’de çevre gezisini yaptıktan sonra bir başka Osmanlı şehri olan Gümülcine’ye gidebilirsiniz. Tercihinize göre Gümülcine’ye kadar çevreyoluna girmediyseniz bu noktadan sonra çevreyoluna girmek isteyebilirsiniz. Sınır kapısını geçtikten sonra tekrar Keşan üzerinden Tekirdağ’ı takip ederek İstanbul’a varabilirsiniz.

son

Ω

 

Transilvanya Alpleri’nde Asfalttan Bir İmza: Transfagaraşan

Transilvanya dendiğinde aklınıza gelen ilk şey Kont Drakula’nın konu edildiği korku filmleri olur muhtemelen. Asıl adı Vlad Tepeş olan ve aynı zamanda Kazıklı Voyvoda olarak da bilinen sadist bir Rumen prensinin diyarında bu yazıya konu olan gizli bir hazinenin yattığını öğrenmem 2013 yılının Temmuz ayına tekabül eder. Bir konser dinlemek üzere planladığım Romanya seyahatime sayılı günler kala tesadüfen öğrendiğim bu bilgi, bütün yolculuk planımı yeniden gözden geçirmeme vesile oldu.
1
Yapımı 1970 yılında başlayan, bitimine kadar geçen 4 senede toplam 6.000 ton dinamite ve 40 insan hayatına mâl olan Transfagaraşan yolu, adını “öte” anlamına gelen trans kelimesi ile yola ev sahipliği yapan dağın adı olan Fagaraş isminin bir araya gelmesinden alır. Asıl yapım amacı, 1968 yılında Sovyetlerin Çekoslavakya işgali sonrası dönemin Rumen lideri Nikolay Çavuşesku’nun Sovyetler tarafından gelebilecek muhtemel bir saldırıya karşı Fagaraş Dağları üzerinden vakit kaybetmeden ordusunu geçirebileceği stratejik bir yola sahip olmak istemesiydi. Gel gelelim; zaman içinde değişen Doğu Avrupa siyasi konjonktürü, militarist amaçlarla yapılan ve adeta bir doğa harikası olan bu yolu benim gibi otomobil severlere bir miras olarak bıraktı.
2
Bu mirasın varlığından haberdar olur olmaz Romanya’da geçireceğim üç günün birini tamamiyle Transfagaraşan’a ayırmaya karar verdim. Sabah saat 9 civarında Bükreş Otopeni Havalimanı’ına indikten sonra vakit kaybetmeden araç kiralama standlarına doğru yol alıp ellerindeki arabaların marka ve modellerini sordum. Maalesef bu noktada hayal kırıklığına uğramıştım; çünkü bana sunabildikleri Volkswagen Polo, Opel Astra ve Ford Mondeo gibi sıradan arabalardan başka bir seçenekleri yoktu. Hayal kırıklığı diyorum, çünkü Transfagaraşan gibi bir yolu tecrübe ederken biraz daha özel bir araç sürmek gerektiğini düşünüyorum. Özelden kastım: sürüş zevkini ve virajların tepe noktasındaki merkezkaç kuvvetini sürücüye doğrudan hissettirebilen arkadan itişli ve daha güçlü bir araba. Yukarıda saydığım araçların üçü de önden çekişli olmakla birlikte bana önerilen Polo 1.2 TDI motoruyla 75 beygir, Astra 1.4 motoruyla 90 beygir ve son olarak Mondeo 2.0 TDCi motoruyla 140 beygir gücü üretmekteydi. Romanya’ya gelmeden önce kafamda 4.0 litrelik, 414 bg üreten V8 motora sahip BMW M3 gibi daha özel bir otomobil ile Transfagaraşan’ı aşacağımı hayal ederken ben, sıradan araçlar arasında yine en güçlü olan Ford Mondeo’yu seçmek zorunda kalmıştım. Bu hatamı kulağıma küpe edip, bir daha böyle bir olaya kalkışacağım zaman kullanacağım otomobili 1 ay öncesinden internet üzerinden rezervasyon ettirme konusunda dersimi almış oldum.
3
Lacivert renk, 2013 model kiralık Ford Mondeo’ya biner binmez navigasyon cihazına Transfagaraşan’ın birbirine bağladığı iki şehirden biri olan Piteşti’yi hedef olarak tanımladım. Piteşti, Bükreş’e 120 kilometre uzaklıkta 155.000 nüfuslu küçük bir şehir. Yolun öte tarafında ise 137.000 nüfuslu Sibiu şehri bulunmakta. Transfagaraşan’a ulaşabilmek için önce Piteşti’ye gidip oradan 7C karayoluna girmem gerekiyordu. Önümde 120 km’lik tatsız bir otoban yolculuğu olduğunu bildiğimden havalimanı otoparkında daha fazla vakit kaybetmeden bir an önce yola koyuldum. Tatsız diyorum; çünkü otobanlar bana hep fazla yapay ve hedef odaklı gelmiştir. Tali yollara kıyasla otobanlar üzerindeki hız ortalaması daha yüksektir ve insan ne kadar hızlı yol alırsa çevresine o kadar az odaklanabilir. Benim bu gezideki amacım bir yerden bir yere ulaşmak değil; aksine yolda olmak, yolun ve doğanın tadını çıkarmaktı. Bu yüzden navigasyon cihazına hedef olarak sadece Piteşti’yi tanımladım, Piteşti’den sonra tabelaları takip ederek yolculuğun seyrini tamamen iç güdülerime ve yön duygularıma bırakacaktım. Navigasyon cihazı günümüz teknolojisinin bir nimeti olabilir, amenna. Ancak bu cihazlar insanın içindeki keşif merakını yok eder ve sizi sadece hedefe kilitler. Bu yüzden amacı ulaşım olmaktan çok; gezi olan sürücülerin navigasyon cihazlarına tamamiyle bağlı kalmamalarını tavsiye ederim, naçizane.
4
Sıkıcı otoban yolculuğunu geride bıraktıktan sonra navigasyon cihazımı kapattım ve Piteşti’deki yerel bir bakkalın önünde durdum. Transfagaraşan üzerinde yol alırken durup yemek yiyemeyecek kadar coşkulu olacağımı tahmin ettiğimden, bakkaldan yolda atıştırabileceğim yiyecek ve içecek aldım. Başkent Bükreş’teki kadar yaygın bir İngilizce kullanımı olmadığından dolayı Piteşti’de yerel halkla çok fazla etkileşimde bulunamamıştım. Alışverişim bittikten sonra tekrar arabaya bindim ve 7C yolunu takip etmeye başladım. 7C, çift yönlü ve çok da geniş olmayan bir karayolu. Bu gibi yollar; otobanlara nazaran üzerinde yol alması daha keyifli ve doğayla daha iç içe olmasına rağmen, biraz daha tehlikelidir. Çünkü genellikle çift yönlü karayolları yerleşim yerlerinin ve ormanların direkt içinden geçer; bu da beklenmedik bir şekilde karşınıza bir insan, araç veya bir hayvanın çıkma ihtimalini bir hayli artırır. Ayrıca öndeki aracı sollamak için kısa süreliğine de olsa karşı şeride geçmek gerekir. Bu yüzden her ne kadar kişisel tercihim etrafı daha güzel manzaralarla sarılı çift yönlü karayolları olsa da dikkati elden bırakmamam gerektiğinin farkındaydım. Bu arada sollamak dedim de aklıma bir dipnot geldi; eğer Guinness Rekorlar Kitabı’nda “bir günde en fazla Dacia Logan sollama rekoru” diye bir bölüm varsa bu gezide benim bu rekoru kırmış olmam kuvvetle muhtemeldir. Çünkü Dacia, Romanya’nın milli otomobil markası ve Türkiye için bir zamanlar Tofaş’ın Şahin’i veya günümüzde Fiat’ın Albea’sı neyse, bugün Dacia’nın Logan modeli de Romanya için o.
5
7C karayolunda, kuzey yönüne doğru ilerlerken bitki örtüsünün giderek yeşillendiğini fark edebiliyordum. Bütün renkler içinde insan gözü en fazla yeşilin tonlarını ayırt edebilirmiş. Hâliyle, Transfagaraşan’a doğru gittiğim her kilometre gözlerim için ayrı bir şölen oluşturuyordu. Argeş Nehri’ni geçtikten sonra Fagaraş Dağları kendini belli etmeye başlamıştı. Dağa yaklaştıkça yolun eğimi ve virajlar da giderek artıyordu. Transfagaraşan’a fazla uzak olmadığımı hissedebiliyordum. Zirvesi 2544 metre yüksekliğinde olan Fagaraş Dağları’na tırmandıkça sıcaklık da giderek azalıyordu. Dağın yamaçlarında hava 27 derece iken, zirveye yakın yerlerde sıcaklığın 13 dereceye kadar düştüğünü gördüm. Ancak dürüst olmak gerekirse iklim şartları sebebiyle sadece Haziran’dan Eylül ayına kadar açık olan bu yolda havanın 13 derece olmasına bile şükretmiştim.
6
7
Kuzeye doğru yol alırken sol tarafım tamamıyla uçurumla kaplandığında Transfagaraşan’a ulaştığımı anladım. Arabayı sağa çekip uçurumdan aşağıya baktım. Sanki dünya üzerindeki en mükemmel yarış pistlerinin en destansı virajları uç uca eklenmiş ve Transilvanya Alpleri üzerine asfalttan bir imza olarak atılmıştı. Bu, şimdiye kadar gördüğüm en etkileyici manzaraydı. Sürücülüğe gönül vermiş herkesin cennet olarak nitelendirebileceği bir manzaradan söz ediyorum. Neredeyse kuş bakışı olarak görebildiğim her virajın tadına bakabilmek için manzaranın sarhoşluğundan kurtulup tekrar arabaya bindim. Beni 90 km’lik bir rüya bekliyordu adeta.
8
Çok fazla insan tarafından bilinmemesine rağmen yol pek de tenha sayılmazdı. Gökyüzünde yamaç paraşütçüleri rüzgarın ve manzaranın keyfini çıkarırken; yeryüzünde dağcılar, kampçılar, off-roadçular ve ikili-üçlü gruplar halinde yol alan motosikletlilerle birlikte Transfagaraşan’ı adeta bir bütün halinde yaşıyorduk. Hepimiz aynı sebeplerle oradaydık ve eminim ki hiçbirimiz bu yol üzerinde hayal kırıklığına uğramamıştık. Yolun tenha olmaması hızımın saatte 40 km civarında seyretmesine sebep oluyordu ancak bu durumdan şikayetçi değildim. Çünkü bu sayede yavaşça yol alırken Fagaraş Dağları’nın muhteşem manzarasının her saniyesini hafızama daha kalıcı bir şekilde kazıyabiliyordum.
9
10
11.jpg
12
13
14
15
90 km göz açıp kapayıncaya kadar geçti ve yolun sonunda Arpaşu De Jos kasabasına vardım. Uygun bir yerde kenara çekip az önce yaşadığım tecrübeyi hazmetmem gerekiyordu. Piteşti’den aldığım atıştırmalıklarla açlığımı geçiştirirken bir yandan da dönüş yolumu hesaplıyordum. Saat öğleden sonra 3’tü ve benim Bükreş’teki otelime geri dönebilmem için önümde 280 km’lik bir yol vardı. Fazla oyalanmadan arabaya binip geldiğim yöne doğru dönerek yolun ihtişamını bir kez daha iliklerime kadar hissettim. Sanki dönüş yolunda geride bıraktığım her viraj “yine gel” der gibi dikiz aynasından bana el sallıyordu. Vidraru Gölü’nün yakınlarındaki bir otelin restoranında gecikmiş öğle yemeğimi yerken buraya tekrar gelmenin planlarını yaptım. Bükreş’teki otelime yerleştiğimde saat geceyarısı 12’ydi. 14 saat boyunca toplam 560 km yapmış ve bayağı yorulmuştum. Ancak yatağa yattığımda gözlerimi bu sefer uyumak için değil, Transfagaraşan’ın o efsanevi virajlarını tekrar tekrar hatırlayabilmek için kapatmıştım…
16